Hayatımın O Anı: Neden Sonuç Anlatımı ve Hissettiklerim
Bugün bir şey fark ettim: Hayat, bazen neden-sonuç ilişkisi gibi değil, bir bulmaca gibi oluyor. Aslında, bazen bir olayın neden olduğu sonucu görmeden önce, ona dair hissettiklerimizi tamamen başka bir şekilde anlamaya başlıyoruz. Kayseri’de, sıradan bir günde bir karar verdim. O an her şey değişti ve o değişimin sonuçları, beni bir yerlere götürdü. Ne yazık ki, o anın sonucu bana hiçbir şey öğretmedi ama hissettiklerim bana uzun bir yolculuk sundu. İçimde derin bir boşluk vardı ama bunun adı hayal kırıklığı mıydı, yoksa bir umut ışığı mıydı, tam olarak bilemiyorum.
Bir Karar, Bir Dönüm Noktası
Hikâyem, aslında bir sabah Kayseri’nin o alışık olduğum soğuk havasıyla başlıyor. Güne başladım, evde her şey yolundaydı. Kahvaltı, işe gitmeye hazırlanırken çıkan rutini yaparken birden kafamda bir düşünce belirdi: “Bunu yapmalıyım.” Ama ne yapmalıyım? O kadar derin, o kadar önemli bir şeydi ki, acaba doğru karar mı veriyorum diye bir an bile duraksadım. “Evet, yapmalıyım,” dedim. Ama ne? Ve neden yapmalıydım? Karar verme sürecim, o kadar karmaşıktı ki. İçimdeki ses, bir yandan cesaretlendirirken, diğer yandan tereddütlüydü. “Bunu yapmazsan, hayatı kaçırırsın,” diye düşündüm. Ama bir yandan da, “ya bir şey yanlış giderse?” korkusu, beni yavaşlatıyordu.
Bütün o düşünceler ve duygular arasında kaybolurken, iş yerime gitmek üzere çıkmak zorundaydım. O an kafamda yanıt bulamadım. Ancak bir şeyler yapmak zorundaydım. “Bir adım atmalıyım” dedim. O an, bana göre, bu karar bir tür “neden-sonuç ilişkisi”ydi. İyi bir şeyler yapmak, bir şeyleri değiştirmek için attığım bir adımdı. Ama o adımdan ne çıkacağını kimse bilmiyordu. Kimse bilemezdi. Zihnimdeki karmaşa, bana bu soruyu sürekli soruyordu: Neden bu kadar heyecanlıyım? Sonuç ne olacak? Ama ne yazık ki, her şeyin sonucunu hemen görmek mümkün olmuyor.
Bilinmezlik ve Hayal Kırıklığı
Yapmam gereken bir şey vardı ama o şeyi yapmak, içimdeki belirsizlikle o kadar iç içeydi ki… Ne yazık ki, o adımın sonucu beni hayal kırıklığına uğrattı. Bazen, o kadar bekledikten sonra, her şey ters gidebilir, değil mi? O an, karşımda sonuçları görmek için sabırsızlanan bir “ben” vardı ama hiçbir şey tam olarak beklediğim gibi çıkmadı. Tıpkı bir filmin sonunda beklediğin kadar net bir çözüm bulamamak gibi. O kadar çok şeyi doğru yapmaya çalıştım ki, sonuçlar beni hüsrana uğrattı. Bütün o nedenleri birleştirip anlam çıkarmaya çalışırken, birden düşündüm: Gerçekten bu kadar karmaşık bir şey mi yapmak istiyordum? Belki de her şey olduğu gibi bırakılmalıydı.
İçimdeki ses, hep aynı şeyi söylüyordu: “Hayal kırıklığına uğradın. Evet, belki kararın yanlış değildi ama sonuçlar her zaman istediğin gibi olmayacak.” Yine de, neden bir şeyleri değiştirmek için bu kadar çok çaba sarf ettim, diye kendime sordum. Belki de bazen, ne kadar uğraşsak da, hayatın olaylarına bizim etki edemeyeceğimizi kabul etmek gerekiyor. Sonuçlar her zaman belirgin olmayabiliyor, çünkü çoğu zaman hayat, yapmamız gereken şeyleri bizim bilmemizi sağlamaz.
Sonuçtan Bağımsız Olarak Hissettiklerim
Yine de, her şey bittiğinde, olayın sonuçlarına çok odaklanmak, bana duygusal olarak fazlasıyla zarar verdi. Sonuçlar beni hayal kırıklığına uğratmıştı, ama bu yüzden kendi içimde de büyük bir değişim yaşadım. Evet, bazen bir adım attığında beklentilerin karşılanmayabiliyor. Bazen, doğru kararları veremediğinizi hissediyorsunuz. Ama bu yazının başındaki gibi, her şeyin nedeni ve sonucu öyle net değil. Birçok kez sonuçlar netleşmeden önce, içimde farklı şeyler hissediyorum. Ve bu da her şeyin anlamlı bir parçası olabilir. Çünkü, her ne kadar sonuç olmasa da, bu anlar bana çok şey öğretti.
Hikâyemin sonunda, içimdeki bu boşluğu doldurmaya çalıştım. Bazen sonuçların ne olacağına dair hiçbir fikrimiz yok ama bu da hayatın bir parçası. Çünkü sadece sonuca odaklanmak, içindeki tüm süreci kaçırmak demek olurdu. O yüzden, bazen o hayal kırıklığının ortasında bile bir umut ışığı bulabiliyorsun. Kendi içimdeki bu kafa karışıklığını ve duyguları anlamak, bence bu yolculuğun en değerli kısmıydı. Ne olursa olsun, bir şeyler yapmak gerekiyordu. Belki de hayatın bize öğrettiği şey, adımlarımızın sonuçları ne olursa olsun, doğru yolu bulmaya çalışmak ve duygularımızla barış yapmaktı. Belki de gerçek sonuç, bu kararsızlıktan sonra kazandığımız içsel huzurdu.