Hasep Ne Demek Din?
Bir zamanlar Kayseri’nin dar sokaklarında, eski taş evlerin arasında kaybolmuş bir çocuğun gözlerinden bakıyordum hayata. O zamanlar, her şey çok farklıydı. Herkes bir şekilde sakin, herkes bir şekilde kendi yolunda. Ama o yaz günü, aniden karşıma çıkan bir kelime, her şeyi değiştirdi. Hasep… O kadar yabancı, o kadar farklıydı ki, ne anlama geldiğini bile anlayamadan, hayatımda bir yer edindi.
Hasep ve Bir Sorunun Gölgesinde
Yine o gün, annemle pazara gitmek üzere evden çıkarken, bir köşe başında gördüm onu. Elinde eski bir defter, sırtında hafifçe kirlenmiş bir sırt çantasıyla bir adam duruyordu. Arada sırada, o yaz sıcaklarında dolaşan birini görmek olağan olsa da, o adamın bakışlarında bir tuhaflık vardı. Gözleri, sanki içindeki karanlık düşünceleri yansıtıyordu. O an, bir şeyin değişeceğini hissettim. O adamın ne kadar yabancı olduğu, bana ne kadar yakın olduğu, bir anda kalbimi hızlandırdı.
Geçerken, adam birden gözlerini bana çevirdi. Sessizce, hiç ses çıkarmadan, yalnızca gözleriyle bana bir şeyler anlatıyordu. Bir an tereddüt ettim. Hemen yürüdüm ve çok hızlı bir şekilde önümdeki dar sokağa daldım. Ama içimde bir his vardı. Bir şeyin eksik olduğunu hissediyordum. O an, sorumu sormak için dayanamayıp durdum. O soruyu sormak istiyordum, ama henüz kelimeler çıkmamıştı ağzımdan.
Ertesi gün, o sokakta yeniden yürürken, o adamı tekrar gördüm. Bu kez, gözlerimden kaçırmak için bir nedenim yoktu. Birdenbire, içimdeki ses bana doğru çekildi ve ben o soruyu sordum: “Hasep ne demek din?”
Hasep ve Bir Hikayenin Başlangıcı
Adam gülümsedi. Ne tuhaf! Sadece gözlerindeki anlam dolu gülümsemesi, her şeyi değiştirdi. “Hasep, insanın içindeki en derin duyguyu temsil eder,” dedi. “Bir insanın içinde var olan o hüzün ve umut karışımıdır. Hasep, bazen mutluluğun, bazen de hayal kırıklığının bir dilidir.” Bu sözler, sanki kulaklarımda yankı yapıyordu. Kendi içimdeki karmaşayı, birdenbire başka bir anlam kazandım. Hasep, derinlikli bir kelimeydi. Ama tam olarak neydi?
İçimde bir boşluk oluştu. O anda bana anlatılan “hasep” kelimesinin anlamı bir türlü yerleşemedi. Ama o kadar çok düşündüm ki, bir an için hissettim ki bu kelime, tam da o adamın gözlerindeki o boşlukla, ruhumun derinliklerine kazınmıştı. O kadar derin, o kadar derin ki… Bunu anlatmak imkansız. Ama o an, bir şey değişti.
O adamla konuşurken, sözlerini duymak dışında başka bir şey duydum. O an, içimde hiç tanımadığım bir yer uyanmıştı. Hasep… Gerçekten ne demekti? Bir anlam arayışıydı, bir farkındalık mıydı, yoksa geçmişin izlerinden sıyrılma mı? O kadar çok düşünmüştüm ki, hayatımda bir noktada “Hasep” kelimesi, her şeyin tanımı olmaya başladı.
Hasep’in Derinliklerinde
Sonraki günlerde, Kayseri’deki dar sokaklarda yürürken, “Hasep ne demek din?” sorusunun peşinden gitmeye başladım. Giderek, o adamın söylediklerini daha fazla anlamak için her fırsatta onu düşünüyordum. O yaz sıcaklarında, bazen her şeyin sıcaktan eridiğini, bazen de içimde bu kelimenin bana sunduğu anlamla eridiğini fark ettim.
Hasep, bana, her şeyin anlamlı olduğu zamanları hatırlattı. Ve bazen de, her şeyin anlamsız olduğu anları. Hasep, bir duyguydu, bir anlayıştı. Ama insan, ne kadar sevse de, ne kadar istemese de o anları kaçırır ve hasep dediğimizde, içimizde derin bir boşluk bırakır. O an, insanın bir yerlerde kaybolması, sonra yeniden bulması, bir anlamı araması gibi bir şeydi.
O adamın söylediklerini düşündükçe, bir anda yaşamda ne kadar çok hasep vardı! Kimi zaman bir sevdanın, kimi zaman bir kaybın derinliği. Hasep, bazen beklediğin birinin dönüşü, bazen de kaybolan birinin ardında bıraktığı boşluktan başka bir şey değildi. Hasep, duyguların çırpınışındaki bir isimdi.
Bir gün, o adamı yine buldum, bu kez kendisi bana yaklaştı. Yavaşça, beni anlayan bir ifadeyle gözlerime bakarak, “Biliyorsun, hasep sadece bir kelime değil, bir duygudur,” dedi. “Ve duygularımız, zamanla kelimelere dönüşür. Bazen, bir kayıptır hasep, bazen bir bekleyiştir. Ama en çok da bir özlemdir.” O anda, kelimeler bir anlam kazandı. İçimden bir şeyin yerine oturduğunu hissettim.
Hasep’in Yaşadığı Anılar
Zaman geçtikçe, hasep kelimesi Kayseri’nin dar sokaklarından, her adımımda bana eşlik etmeye başladı. Bir kayıp, bir bekleyiş… Bir anlam arayışıydı. Bir an geldi, hasep, sadece benim değil, çevremdeki insanların da bir parçası olmuştu. Annemle pazara gittiğimizde, bir arkadaşımın kaybolan hatıralarından bahsederken, bazen birinin gözlerinde kaybolan zamanı gördüm. Bu kadar mı çok hasep vardı?
O gün, annem bana bakarak, “Sen ne zaman bu kadar derin düşünmeye başladın?” diye sordu. Cevap vermek zor olmuştu. İçimde, hasep ile ilgili bir şeyler vardı ama kelimelerim yetersizdi. Bazen kelimeler yeterli olmaz, bazen hisler her şeyin önündedir.
Sonuçta: Hasep, Bir Anlam Arayışıydı
Sonunda, Kayseri’nin sıcak sokaklarında, bir kelime bir ömrü kapsar oldu. Hasep… Bazen sadece bir kelime olarak hayatımıza girer, bazen bir duygu, bazen de bir kayıp. Birinin gözlerinde, birinin davranışlarında, birinin hatıralarında. Hasep, her şeyin derinliğiydi. Ve belki de, bir insanın içinde kaybolduğu yerdi.
Bunu düşündüm. O adamın söyledikleri, bana hasep’in anlamını gösterdi. Bazen, bir kelime seni başka bir dünyaya götürür. Ama bazen, kelimenin ta kendisi, o dünyada kaybolmuş bir duygudur.
Ve o an, içimdeki hasep, çok daha fazla anlam kazandı.