Cennetül Mualla Kimlerdir?
Bir gün Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, yeni bir gün başlıyordu. Uyanırken her şey normaldi, tıpkı diğer sabahlar gibi. Fakat akşamdan beri kafamı kurcalayan bir şey vardı, “Cennetül Mualla kimler?” sorusu sürekli bir yerlerde yankı yapıyordu. Yavaşça sabah kahvemi içerken, bu soruyu sormanın ve bu yazıyı yazmanın benim için bir anlamı olduğunu hissettim.
Cennetül Mualla, hep duyduğum ama tam olarak ne olduğunu bilmediğim bir kavramdı. İçimde bir merak, bir keşif arzusu uyandırmıştı. Kayseri’de, her gün işten çıkıp evime giderken düşündüğüm o eski zamanları, kaybolmuş değerleri, bir şekilde insanın içini saran o duygusal karmaşayı düşündüm. Bir şeyler eksikti. Hayatımda bir şey eksikti ve bu eksikliği de bu soruyla, bu kavramla ilişkilendirdim.
Bir Şehirde Kaybolan İsimler
Bir zamanlar, “Cennetül Mualla” denince aklıma, sadece eski bir yer adı ya da tarihi bir bölge gelirdi. Fakat her şey bir gün değişti. O an bir arkadaşımın bana, “Cennetül Mualla kimler?” sorusunu sormasıyla, içimde bir şeyler kırılmaya başladı. Ne demekti bu? Hangi insanlar buraya gömülmüş, hangi hikâyeler kaybolmuştu?
Kayseri’de her şeyin eski bir dokusu vardır. Hani o taşlardan geçerken arkanızda geçmişin seslerini duyarsınız ya, işte Cennetül Mualla da tam öyle bir yerdi. Ama sadece bir yer değil, aynı zamanda geçmişin sesi, unuttuğumuz, görmezden geldiğimiz her şeyin yankısıydı. O gün, Cennetül Mualla’yı ararken, sadece bir yer değil, bir zamanın, bir hayatın anlamını da aradım.
Bir Anı, Bir Yüz
Yaz akşamlarında, Kayseri’nin altın sarısı güneşi gözlerimi yakarken, biraz huzur bulmak için mezarlığa gitmeye karar verdim. İşte o zaman fark ettim, “Cennetül Mualla” dediğim şey, aslında sadece taşlardan ibaret değildi. Her mezar taşının ardında bir hayat, bir hikâye yatıyordu. O an kafamda beliren ilk soru şu oldu: Cennetül Mualla kimlerdi? Bir süre sessiz kaldım. O kadar çok şey vardı ki içimde, birini keşfetmek, birinin hayatına dokunmak için bu soruya cevap bulmak istedim.
Gözlerimi kapatıp, Kayseri’nin seslerini dinledim. O an, eski bir akrabanın hatırası beliriverdi. Bir zamanlar bana sıkça, “Hayatta en değerli şeyin anılar olduğunu unutma” demişti. Hani, yıllar geçse de, insanları tanıdıkça onlardan bir şeyler öğrenip, bir şekilde kalbinde bir iz bırakırsınız ya… İşte, o eski zamanlarda, Cennetül Mualla da böylesi anıların, kaybolmuş isimlerin, unutulmuş duyguların bir yansımasıydı.
Duygusal Bir Yolculuk
Bir an, “Cennetül Mualla kimler?” sorusunun cevabını ararken, geçmişime doğru bir yolculuğa çıktım. Kayseri’nin sokakları, beni eski bir hatıra kadar götürdü. O kadar güzel bir duyguydu ki, kelimelere dökmek o kadar zor oluyordu. Her adımda, başka bir zamandan bir şeyler buluyordum.
Bir sene önce, eski bir dostumla yapmış olduğum bir yürüyüşü hatırladım. Konu konuyu açtı ve birden ona Cennetül Mualla’dan bahsetmeye başladım. O gün yolda yürürken o kadar duygusal bir bağ kurmuştuk ki, sanki her şeyin anlamını yeniden keşfeder gibiydik. Cennetül Mualla’yı düşündükçe, aslında bu sorunun bizlere, yani her birimize, kendi geçmişimize dair bir şeyler hatırlattığını fark ettim. Geçmişe ne kadar uzak durmak istesek de, o geçmiş bir şekilde gelir ve bizi sarar.
O anlar, kaybolmuş bir zamanın hatırasıydı. Birbirinden uzak, birbirini tanımayan iki kişi bir arada olduklarında, aradıkları cevapları bir arada buluyorlar. Cennetül Mualla, bir bakıma, içimizdeki kaybolmuş parçaların, unutulmuş sevdiklerimizin, kaybettiğimiz tüm değerlerin bir toplamıydı.
Umut ve Hayal Kırıklığı
Bir taraftan, Cennetül Mualla’nın içinde yer alanların aslında kaybolan değil, sadece geçici olarak unuttuğumuz insanlar olduğunu düşündüm. Yani, bir şekilde bu dünya üzerinde yaşayan herkesin, birer zaman yolcusuna dönüştüğü, ölümsüzleştiği bir yerdi burası. Ama öte yandan, bir diğer taraftan da hayal kırıklığına uğradım. Çünkü hep düşünürüm, bu kadar büyük bir anlam taşıyan yer, bu kadar önemli bir geçmiş, kimler tarafından ne kadar değerliydi? Zamanla unutulmuş muydu? Cennetül Mualla sadece bir yer olarak mı kalacaktı, yoksa bir gün o kaybolmuş isimler, o eski hayatlar yeniden hatırlanacak mıydı?
İçimde, hala bir şeyleri kaybetme korkusu vardı. Bazen yaşadığınız yerin, o şehrin geçmişini unuturken, geleceğinizin de ne kadar belirsiz olduğunu hissediyorsunuz. Ama bir umut vardı, bir umut da her şeyin kaybolduğunu, her şeyin silindiğini düşündüğümüzde, o kaybolan isimlerin, o unutulmuş hayatların aslında her an bizlerin içinde yaşadığını, yaşadıkları her duygunun bizimle hala canlı olduğunu hatırlattı.
Cennetül Mualla, Bizim İçimizde
Birkaç hafta sonra, o gün hala aklımda “Cennetül Mualla kimler?” sorusu dönüp duruyordu. Sonunda fark ettim ki, bu soru aslında içsel bir keşfin parçasıydı. Bizi, yani Kayseri’deki insanları, buranın geçmişini, şehrin yaşamını anlamak için sordum. Cennetül Mualla, bir mekan olmaktan çok, bir zaman dilimiyle, bir duygusal dünyayla ilgiliydi.
Cennetül Mualla kimlerdi? Bunu sormak, kaybolmuş olanları hatırlamak, geçmişi, hikayeleri ve unutulmuş hayatları bir araya getirmekti. Bu soruya verebileceğim yanıt belki de şuydu: Cennetül Mualla, aslında hepimizin içinde kaybolan bir parça. Her birimiz, o geçmişin birer parçası ve her anımız, bir zamanın hatırasıydı.